giresunguncel @ gmail.com

Osman Ağa 29 Mayıs 1919’da Havza’da buluştuğu Gazi Mustafa Kemal’den şu emirleri alır; Sen Karadeniz’in köy ve şehirlerini koruyacaksın. Çeteni derme çatma bir kuvvet olmaktan çıkar. Bir alay teşkil et. Bu alayın kumandanı sen olacaksın ve hemen arkasından Giresun ve havalisinden;

“Aba zıpka başlık
Beş para harçlık
Ağa dayı beni de yaz” özdeyişiyle
“Kimin ekmeğine yağ sürer savaş
Kimin kanına batırır lokmasını
Kimin karnını doyurur
Yoksulun yakılmış harmanı…
A benim aslan yarim
Dilleri destan yarim
Dağları düşman tutmuş
Mavzere yaslan yarim”

mani ve türküleriyle binlerce Giresunlu gönüllü müfreze ve gönüllü alaylarına yazılırlar. Giresun gönüllülerinden kurulan müfrezeler, Osman Ağa’nın Alay Komutanlığı yaptığı iki gönüllü Alay Sakarya Muharebelerine katılmadan önceki dönemde, Giresun merkez olmak üzere Batı’da Sinop, Doğu’da Trabzon arasındaki sahil şeridi ve dağlarında Rum Pontus çetelerine, son derece sert ve değişik metotlar uygulayarak kök söktürdüler.

19 Mayıs 1897’de Osmanlı Ordusunun karşısında tutunamaz ve 11 Mayıs 1897’de yenilgiyi kabul edip, Girit’ten askerlerini çekeceğini bildirir. Savaşa katılan birlikler arasında Giresun Gönüllü Alayı da vardır.  Savaşın çıktığı Giresun’da haber alınır ve hemen Gönüllü Alayın kurulması sağlanır ve Giresun’dan cepheye gönüllü bir alay gider. Asker köyden, şehirden eş dost ve çoluk çocuğu ile ısmarlaşıp, kışlanın kapısında toplanıyor. Askerin gideceği gün iki adet vapur akşamdan gelmiş ve Giresun vapur yatağına demirlemiş. Alay Komutanının emriyle alayımız kışladan borazan sesleriyle hareket ediyor. Giresun uşakları alay için yazılan türküyü coşkunca söylüyorlar;

“Çalınan trampetleri aman düğün mü sandın?
Al yeşil bayrağı anam gelin mi sandın?
Askere gideni aman aman gelir mi sandın?
Ala bir dost geldi ala hehey
Ağla da anam ağla ben askere gidiyom
Vatanım yoluna şehir kurban oluyum.
Kışlanın kapısı aman aman demir değil mi?
Demiri eriten anam kömür değil mi?
Askere gitmesi aman aman ömür değil mi?
Ala bir dost geldi ala hehey
Ağla da anam ağla ben askere gidiyom,
Vatanım yoluna şehit kurban gidiyom.”

Bu türkü ve iskelede toplanan Giresunluların coşkun alkışları altında, alayımız kendisini bekleyen vapura biner. Vapur doğrudan İstanbul’a, oradan da doğrudan Selanik’e gider. Savaşın devam ettiği Teselya cephesine gider. Gazi Ethem Paşa ordusunda görev alıp, Yunanla savaşmıştır. (Kaynak: Teoman Alparslan-Topal Osman Ağa, sayfa 296/297)

İzmir’e Yunan Ordusu çıkışı ve işgalinde İzmir’in işgalinin ertesi günü Türk gazetelerinde “Düşman İzmir’e çıktı, silah başına…” başlığıyla çıkan gazetelerin kısa bir süre sonra yayınladıkları bir şiir vardır ki hemen bütün Türkiye’yi ışık hızı ile işgal etmiştir. “Doğma güneş yasımız var. Git haber ver diyar diyar Türk’ün kolları bağlandı, İzmir’i ondan aldılar.” sözleri çok kısa bir süre sonra halk şairlerinin dilinde bestelenerek de söylenmeye başlamıştır.

“Aydın Aydın güzel Aydın
Keşke yanıp yıkılaydın.
Karalar mı giydi bu yaz?
Yeşil duvaklı bağların
Her kuşa mesken olmaz
Kartal yuvası dağların.” dağdan dağa, ilden ile bir matem parolası gibi bu mısralar dolaşıyordu.